Anasayfa / Sinema & Tv / Dört Numaralı Hasta Bakım Ünitesi

Dört Numaralı Hasta Bakım Ünitesi

“Böyle şeylerin geri dönüşü yoktur.”
Gözlerini kapatıyor. Kahverengi saçlarını omuzlarına dökmüş. Burada olmasının birkaç sebebi var, ilki elbette annesinin burada olması. İkincisi kameranın burada olması.
Hasta birkaç metre ötesinde, duvarın arkasında yatıyor. Açık havada yatması söylendiği için açık havada, üstü örtülü de değil. Hastanın üstündeki normal hastane kıyafetlerinden başka, bir de bonesi var; çok gerekli değil ama o kendi elleriyle geçirdi boneyi hastanın kafasına.
“Doktor … lütfen dört numaralı hasta bakım odasına gidiniz.”
Başını çevirip pencereden dışarı, hastaya bakıyor. Hasta derin nefesler almakta, uyuyor. Biraz önce acı dolu olan yüzünde şimdi huzur var, sakinleştirici işe yaramış. Doktor da bunu söyleyecek – dört numaralı hasta bakım ünitesi burası.
Karşısındaki ahşap masada oturan güzelliğe bakıyor. Bu kadın böyle bir hastanede çalışmak için fazla mükemmel; onu ancak bir derginin kapağında ya da çevirdiği filmlerde tanımalıydı dünya. Ama nu onun umurunda olmamış ki şu an burada; hem hastanın, hem refakatçinin bakımını ve korumalığını yapıyor.
“Siz Bayan … olmalısınız.”
Başını kaldırıp yanında dikilen doktora bakıyor. Doktorum lila hastane giysisinin üzerine giydiği beyaz önlüğü garip bir renk karmaşası yaratmış. Havaya dikilmiş, kısa, telleri birbirinden bağımsız bireylermiş gibi duran saçları var. Yüzüyse bir hastaneye yakışacak bir yüz, güven veriyor.
Başını sallayıp doktora elini uzatıyor. Doktor da onun elini sıkıp sekreter masasında oturan güzelliğe yöneliyor. Konuşurken flört ettikleri çok bariz. İçinden, bir tıraş bıçağı alıp doktorun kafasını kazımak geliyor.
“Doktor … lütfen polikliniğe gidiniz.”
Dışarıdan hep böyle anonslar duyuluyor. Doktorların hiç biri yerinde olmamalı. Pencereden içeri bir arı giriyor. Bir an yükselip, doktor ve sekreterin yanına uçuyor, odanın içinde sanki bir şey arıyor.
“Hahaha! Gerçekten mi? Hayır, yapmadın!”
Şuh bir kahkaha, sekreterin gece kendi evine gitmek istemediği belli. Doktor onu onaylarken yüzünde, gözlerindeki aç bakışlarla desteklenmiş bir eğlence ifadesi var.
Arı odada dolaşmaya devam ediyor, en sonunda bir şey bulamayacağına kanaat getirip hastanın yanındaki pencereden dışarı uçuyor. Onun gözü arının üstünde. Hastayı sokmamalı, hatta hastaya değmemeli arı.
Ama umursamıyor. Şu anda en önemli şey buradan kurtulmak onun için.
Arı hastanın ayağına doğru uçuyor. Bir daire çiziyor ve hastanın ayağına konuyor, tam baş parmağına. Uykuda olan hastanın hareket etme vakti. Arı irkilip iğnesini batırıyor.
Doktor ve sekreter de birbirlerine olan ilgilerini kaybetmiş, arıyı izliyorlar. Böylece dört numaralı hasta bakım ünitesindeki herkes, hastanın vücuduna bağlı tüm aletleri geride bırakıp aniden yok olmasını görüyor.
“Aman tanrım!”
Alarmlar ötüyor. Dört numaralı hasta bakım ünitesinin alarmları otomatik. Hastanın içinde yattığı terasın her tarafına demirden duvarlar iniyor. Bakım ünitesinin kapısına da. Demir kepenkler her yanı örtüyor.
Onun umurunda değil. Hastası daha iyi bir yerde, o da birazdan orada olacak. Tek eksiği vücuduna değecek bir demir parçası.

Dört numaralı hasta bakım ünitesinin şahit olduğu ilk farklılık değil bu. O yüzden adı dört numaralı hasta bakım ünitesi, hastaları her istediğini yapar ve hiç biri sonuna kadar odada kalmaz.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!